CHP, Cumhurbaşkanı Adayını Ön Seçimle Belirliyor!
Marmara Denizi’nde Müsilaj Kabusu: İnsanoğlunun Hatası mı, Bilinçsizlik mi?
28.01.2025 - Salı 14:14
Marmara Denizi, bir zamanlar canlı çeşitliliğiyle hayranlık uyandıran, mavisiyle göz dolduran bir doğa harikasıydı. Bugün ise çevresel felaketlerin sembolü haline geldi. Müsilaj (deniz salyası) sorunu, doğanın insana feryadını duyurduğu bir trajediden ibaret. Peki bu noktaya nasıl geldik?
Bravo Sana, İnsanoğlu!
Evet, bravo gerçekten! Denizi bir atık havuzu gibi gören, fabrika kimyasallarını, evsel atıkları ve her türlü pisliği sorumsuzca boşaltan insanoğlunun bu “başarısını” kutlamalıyız. Ekosistemi mahvetmek için bilimsel araştırmalara, uzay teknolojilerine gerek yokmuş. Sadece doğanın uyarılarını görmezden gelmek, kısa vadeli çıkarlar uğruna uzun vadeli sonuçları hiçe saymak yetiyormuş.
Müsilaj, sadece doğanın değil, insanlığın da bozulmuş bir aynasıdır. Biz ne kadar yozlaşırsak, doğa da bize o kadar kötü yanıt veriyor. Balıkların yaşam alanlarını öldüren, sahillerimizi kokutan bu tabaka, yalnızca denizin yüzeyini değil, bizim vicdanımızı da kaplamış durumda.
Bilim Uyarıyor, İnsan Duymuyor
Bilim insanları yıllardır Marmara Denizi’nin uyarı sinyalleri verdiğini söylüyordu.
Aşırı fosfor ve azot yüklenmesi,
Denizin kendi kendini temizlemesine engel olan kentsel atıklar,
Küresel ısınmayla deniz sıcaklığının artması...
Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde müsilajın kaçınılmaz olduğu açıktı. Ama bunlara çözüm üretmek yerine “bize bir şey olmaz” rehavetiyle yaşamaya devam ettik.
Çözüm: Sorun Nerede?
Sorun insanoğlunun bitmek bilmeyen açgözlülüğünde.
Fabrikalar, daha ucuza üretim yapacağım diye atıklarını arıtmadan denize boşaltıyor.
Belediyeler ve merkezi yönetimler altyapı sorunlarını görmezden geliyor.
Vatandaşlar ise bilinçsizce hareket edip denizlere çöp bırakıyor.
Herkes birbirini suçlarken, Marmara ölüyor. İnsanoğlu olarak “bir gün denizin gerçek anlamda biteceğini” fark etmeden yaşamaya devam ediyoruz.
Sert Ama Gerçek: Doğa İntikamını Alıyor
Şimdi doğa, sabrının sonuna geldi ve müsilajıyla adeta “Beni mahvettiniz!” diyor. Marmara’nın durumu bir uyarıdan fazlasıdır; bu, doğanın insanlığa kestiği bir cezadır. Sorun sadece deniz salyası değil, insanın doğaya olan hoyratlığıdır.
Eğer bugün bireysel ve toplumsal farkındalık yaratılmazsa, eğer denizlerimizde sürdürülebilir politikalar uygulanmazsa, Marmara Denizi gibi başka kıymetli ekosistemleri de kaybedeceğiz. Bu kabus yalnızca başlangıç.
Son Söz:
Bu dünyayı bizden sonra gelecek nesillere nasıl bırakacağız? Vicdanlarımızı müsilajdan temizlemeden denizlerimizi temizleyemeyiz. Artık doğaya karşı savaşmayı bırakıp, onunla uyum içinde yaşamayı öğrenmeliyiz. Aksi halde doğa, kaybettiklerini geri almak için daha sert cezalar kesecek.
