Rojhilat ve Rojava: Sessiz Çığlıkların Ortasında Bir Coğrafya

08.01.2026 - Perşembe 08:41

Ortadoğu’nun iki yakasında aynı halk, iki farklı kader yaşıyor:
Rojhilat (İran Kürdistanı) ekonomik çöküşün ve devlet baskısının gölgesinde ayakta kalmaya çalışıyor,
Rojava (Suriye Kürdistanı) ise savaşın küllerinden doğurduğu özerkliğini koruma mücadelesi veriyor.
Rojhilat’ta Öfke Büyüyor
İran’da haftalardır süren ekonomik kriz, artık sokaklara taşan bir öfke dalgasına dönüşmüş durumda. Devalüasyon, işsizlik ve hayat pahalılığı yüzünden ülke genelinde başlayan protestolar, Kürtlerin yoğun yaşadığı Rojhilat kentlerinde daha sert biçimde hissediliyor.
İnsan hakları örgütlerine göre son günlerde en az 17 kişi hayatını kaybetti, 500’den fazla kişi gözaltına alındı.
Yetkililer interneti kısıtlarken, hastaneler yaralı protestocuları kabul etmekten çekiniyor.
Sokakta yankılanan sloganların özü net:
“Yoksulluğun, baskının ve sessizliğin sonu gelsin.”
İran rejimi ise bu hareketi “dış destekli kalkışma” olarak nitelendiriyor. Ancak bölge halkına göre mesele çok daha basit: “Artık nefes alamıyoruz.”
Rojava’da Gerilim Yeniden Tırmanıyor
Suriye’nin kuzeyinde, yıllardır “Demokratik Özerk Yönetim” modeliyle idare edilen Rojava bölgesi de yeni bir belirsizliğe sürüklenmiş durumda.
Halep çevresinde rejim güçleriyle yerel savunma birlikleri arasında çatışmalar yaşanıyor, zaman zaman bombalama haberleri geliyor.
Kürt yönetimi, Şam’la yapılan görüşmelerde “kendi savunma gücünün ve özerk yönetim yapısının tanınmasını” istiyor. Ancak Esad rejimi bu talepleri reddediyor.
Bir yandan Rusya ve İran rejimle temas hâlinde, diğer yandan Türkiye’nin olası yeni bir sınır ötesi operasyonu bölgeyi diken üstünde tutuyor.
Siviller ise artık savaş seslerinden değil, “bir gecede değişen dengelerden” korkuyor.
Aynı Halk, İki Farklı Kader
Rojhilat’ta baskı; Rojava’da belirsizlik…
İki bölge de farklı rejimlerin baskısı altında, ama aynı duyguyla yaşıyor: özgürlük isteğiyle korku arasında sıkışmış bir hayat.
Kürt analistler, bu iki hattın birbirinden kopuk gibi görünse de aslında “aynı tarihî sancının iki yüzü” olduğunu söylüyor.
Bir yanda İran’ın ekonomik iflası, diğer yanda Suriye’nin politik çıkmazı…
İki ülkenin arasında kalan Kürt halkı, bu kez silahla değil, varlık mücadelesiyle direniyor.
Sonuç
Rojhilat ve Rojava bugün sadece coğrafya değil; sistemin tıkandığı, halkın nefessiz kaldığı iki aynadır.
Ortadoğu haritası yine değişebilir, sınırlar yine tartışılabilir ama değişmeyen bir şey var:
Bu topraklarda insanlar hâlâ aynı soruyu soruyor —
“Biz ne zaman gerçekten özgür olacağız?”

YORUM YAZ